Furkan Hamza Saygın
Bu dünyaya lütfedilmiş ruh,
İnsanlığın en latif gülü.
Kendisi, dünyanın bütün güzelliği verilmiş olandır.
Şüphesiz ki onun ilahî feyzi,
hepimizin ömrüne bereket ve huzur yaymıştır.
Ve onun nûruyla bize yağmur serpen bulutlar,
onu Arabistan’ın affetmeyen çöllerindeki yakıcı güneşten gizler.
Cahilane bir dönemde gümrah bir seyyahtır bu beşer.
Zulmetin bi-ruh ve engin diyarlarından bir rayiha hissedilir.
Ey Muhammed,
Ey Reyhan-ı Vücûd,
Ey Sultan-ı Resûl,
Sen ki bu kalpleri böyle titreten.
Kendi nefsine köle olmuş,
Bu dünyaya meyleden mücrim beni,
O şifalı ellerinle tekâmüle erdir.
Ama muhtemelen ki;
sen Allah’ın kullarından en merhametlisisin.
Bizim gibi garibanların yüzünü,
Sırat-ı Müstakîm’e çevir.
Çünkü ey Allah’ın Resûlü!
Sen bize ihsan edilmiş bir reyhansın.
Eminim, neden soran bilmez ki bu sırrı.
Dokunduğunda cennetçe bir koku saçan reyhan gibidir senin kelamın.
Her cana ayrı bir iz,
Her bir burunda aynı koku.
Bizi senden mahrum etme!
