Bilim Dr. S. Sinem Akbulak Ocak 2022

Drakula Hormonu

Son yıllarda yapılan araştırmalar sayesinde uyku ve uyanık olma döngüsünün, karanlık ve gün ışığıyla ilişkisi anlaşılmaya başlanmıştır.[1] İnsan uykusunun düzenlenmesinde anahtar mekanizma, ışık veya karanlığın mevcudiyetidir. Işığa maruz kalmak, gözün retinasından beyindeki hipotalamusa kadar uzanan sinir ileti sisteminin uyarılmasına ve vücut ısısı, uyku veya uyanıklık hissini kontrol eden sinyallerin başlamasına sebep olur.[2] Günün ilk ışıklarına maruz kalma ile başlayan biyolojik saatimizin işleyiş süreci gün içinde ve gece boyu hassas ayar sistemi ile bir denge içinde sürdürülür. Bu hassas dengenin sürdürülmesinde vazifeli baş aktörlerden biri “melatonin” hormonudur.

Karanlıkta salgılanması artan bir hormon olduğu için “Drakula hormonu” olarak da anılan melatonin, ilk kez 1958 yılında tanımlanmıştır.[3] Melatonin hormonunun %80’i gece saatlerinde epifiz bezi tarafından, bunun yanı sıra gözyaşı bezi, retina, eritrosit-trombosit gibi bazı kan hücreleri ve mide-bağırsak sistemindeki bazı hücreler tarafından da salgılanır.[4]

Işığa duyarlı hücrelerin melatonin üretimi, karanlıkla beraber saat 21.00–22.00’de artmaya başlar, 23.00–05.00 arasında zirve yapar ve gündüze göre 3–10 kat seviyeye ulaşır.[5] Sentezi ve salınım dengesini etkileyen en önemli faktör, ortamın aydınlık veya karanlık olmasıdır. Bu mekanizma sayesinde melatonin salınımı, sirkadiyen ritim (biyolojik saat) göstermektedir.1,2

Gün boyu epifiz bezinin aktivitesi düşüktür. Gün ışığı kaybolunca, melatonin salınımını engelleyen sinyaller ortadan kalkar, epifiz bezi uyarılır ve melatonin üretimi ve uyku hissi artmaya başlar. Gece boyunca 10–12 saat kadar devam eden bu etki vesilesi ile vücudumuz dinlenir ve yeni güne biyolojik saatimiz vasıtasıyla dinç olacak şekilde hazırlanır.

Çalışmalar, gün ışığıyla birlikte kan seviyesi düşen bu hormonumuzun gece yüksek seviyede olmasının, vücut sağlığımız ve biyolojik saatimiz için hayatî öneme sahip olduğunu, sadece gün ışığı değil, parlak yapay ışık sebebiyle de salınımının engellendiğini ortaya koymuştur.[6] Gittikçe yaygınlaşan cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi yapay ışık kaynaklarının biyolojik saatimizin hassas ayarlarını olumsuz etkilediğini söylesek yanlış olmaz. Melatonin hormonu, uyku süresinden bağımsız şekilde uyku kalitesini artırmaktadır.[7] Uyku sürecine etkilerini, vücut ısısını uyku dönemindekine uygun şekilde bir miktar azaltarak ve uyku hissini artırma vasıtasıyla yapar.

Bilim dünyasının 50 yıldır keşfettiği bu önemli hormonun ana görevleri, Rabbimizin hikmetli icraatlarına ayna olarak vücudun biyolojik saatini (sirkadiyen ritim) koruyup ayarlamak ve hücre yenilenmesini, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, uyku ritminin ve vücut ısısının düzenlenmesini sağlamaktır. Bütün dünyada araştırmacıların ilgi odağı olmaya devam eden melatonin hormonu, vücutta birçok biyolojik ve fizyolojik süreçte rol oynar. Hücrelerin yenilenmesine ve bağışıklık sistemine olan katkısı, uyku fizyolojisinden sonra en iyi bilinen işlevlerindendir.[8] Yaşlılık, kanser gelişimi, psikiyatrik hastalıklar gibi çözüm bekleyen çok sayıda problemin, karanlıkta salgılanan melatonin hormonunu ile ilişkisi ve bu hormonun bir çözüm vesilesi olup olamayacağı pek çok ilmî araştırmanın odak noktası olmuştur.

Et, balık, çilek, elma, fıstık, ceviz, soğan ve domates gibi leziz gıdalar içine Rabbimiz tarafından derç edilmiş triptofan amino asidi, melatoninin öncü maddesi olarak bilinir ve bu önemli hormonun vücutta sentezlenebilmesi için mecburî olarak gıdalarla alınması gerekir.

Uyku fizyolojisi ve biyolojik saatin sürdürülmesine katkılarından kısaca bahsetmeye çalıştığımız bu önemli hormonumuzun sentezi için gerekli triptofan aminoasidi bu kadar farklı gıda yerine sadece birkaç gıdada bulunsaydı kim bilir ne tür zorluklar ortaya çıkardı? İhtiyacımız olan gıda ürünleri yaşadığımız coğrafyada yetiştirilemese ya da çok pahalı olsaydı? Ya alerjimiz olsaydı ve o gıdayı tüketemeseydik? Her şeyin sonsuz bir ilim, irade, kudret ve hikmetle takdir edildiğini görmemek; fıtratımıza, hakikate ve hayata ne kadar zıt, değil mi?

Dipnotlar


[1] B. Claustrat ve ark. The basic physiology and pathophisology of melatonin, Sleep Med Rev, 2005, 9:11–24.

[2] M. M. Macchi ve J. N. Bruce, Human pineal physiology and functional significance of melatonin, Front Neuroendocrinol, 2004, 25:177–195.

[3] A. B. Lerner, Hormones and Skin Color. Sci Am. 1961, 205:98–108.

[4] R. S. Bourne ve G. H. Mills, Melatonin: Possible implications for the postoperative and

critically ill patient, Intensive Care Med, 2006, 32:371–379.

[5] A. Çam ve M. F. Erdoğan, Melatonin. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, 2003,

56:103–112.

[6] J. Arendt, Melatonin, circadian rhythms and sleep, New Engl J Med, 2000, 343:1114–1116.

[7] F. Scheer ve C. A. Czeisler, Melatonin, sleep, and circadian rhythms, Sleep Med Rev,

2005, 9:5–9.

[8] C. Ratzburg, Melatonin–the myths and facts, www.vanderbilt.edu/AnS/psychology/health_psychology/melatonin.htm

Benzer Yazılar