2025 Edebiyat Ekim 2025 Numan Erciyes

Teşekkür Kime?

Yazar: Numan Erciyes

Sabah güneşi pencerenin ardından masaya vuruyor, kahvaltı masası sıcacık bir ortam oluşturuyordu. Masada peynir, zeytin, bal ve en önemlisi de mis gibi kokan bir omlet vardı. Aylin, tabaktaki omlete baktı, gözleri parladı. İlk lokmayı aldı, ağzında eriyen lezzetle gülümseyerek:

— Anneciğim, bu harika olmuş! Ellerine sağlık, teşekkür ederim.

Annesi gülümsedi, “Afiyet olsun kızım.” dedi. Masada dedesi de vardı. Dede, hafif tebessüm ederek torununa baktı:

— Güzel olmuş değil mi? Ama belki de teşekkür etmen gereken başka biri daha vardır.

Aylin kaşlarını kaldırdı.

— Başka biri mi? Ama, omleti annem yaptı, ona teşekkür ettim zaten.

Dedesi başını salladı, gülümsemeye devam etti.

— Doğru söyledin ama yine de düşün bakalım, belki teşekkür etmen gereken başka biri daha vardır.

Bu söz Aylin’in kafasını karıştırmıştı. Bütün gün, sonra ertesi gün, hatta sonraki günler de bunu düşündü. Dedesi ne demek istemişti acaba? Daha kime teşekkür etmesi gerekiyordu?

Bir sabah yine sofrada omlet vardı. Aylin, annesine teşekkür etti. Annesi gülümsedi ama bu kez farklı bir şey söyledi:

— Teşekkür ederim kızım ama belki babana da teşekkür etmen gerekir. Çünkü o gidip marketten bu yumurtaları aldı.

Aylin şaşırdı. Gerçekten de babası olmasa bu yumurtaları kim getirecekti? Dedesinin bahsettiği babası mıydı yoksa. Babasına koştu:

— Teşekkür ederim babacığım, bu yumurtaları aldığın için!

Babası gülümseyerek saçlarını okşadı:

— Afiyet olsun kızım. Ama belki market sahibine de teşekkür etmelisin. Çünkü o olmasa ben de bulamazdım bu köy yumurtalarını. 

— “Tamam.” dedi. “Demek ki dedem marketçi Ahmet amcayı kastetti.”

Birkaç gün sonra Aylin markete gitti. Ahmet amca tezgahta duruyordu. Aylin, cesur bir şekilde seslendi:

— Teşekkür ederim Ahmet amca, bize bu güzel yumurtaları getirdiğiniz için!

Ahmet amca gülerek cevap verdi:

— Afiyet olsun kızım. Ama belki de asıl teşekkür, Mehmet dayına edilmeli. Çünkü o, çiftliğinde tavukları besliyor, yumurtaları orada üretiyor.

Aylin’in merakı iyice artmıştı. Ahmet amca ekledi:

— Bir gün babandan izin al, seni çiftliğe götüreyim. Orada tavukları ve Mehmet dayını görürsün.

Bir hafta sonu babasıyla birlikte Mehmet dayının çiftliğine gittiler. Çiftlik yemyeşil, tavukların cıvıltısıyla doluydu. Aylin heyecanla Mehmet dayıya koştu:

— Yumurtalar için teşekkür ederim!

Mehmet dayı gülümsedi:

— Teşekkür ederim kızım, ama belki de tavuklara teşekkür etmelisin. Çünkü yumurtaları asıl onlar yapıyor.

Aylin şaşkınlıkla:

— Tavuklara mı? Ama onlar sadece aciz hayvan…

Mehmet dayı onu kümese götürdü.

— Gel, sana bir sır göstereyim.

Kümese girer girmez inanılmaz bir şey oldu. Tavuklar Aylin’e doğru döndü. İçlerinden biri, altın sarısı tüyleriyle parlayan tavuk konuştu:

— Hoş geldin Aylin. Ben Sarışın Tavuk. Yumurtanın sarısını hazırlamak benim işimdir.

Aylin’in ağzı açık kaldı.

— Sen… konuşuyor musun?

Tavuk gülümsedi, başını salladı. Yan taraftan başka bir tavuk seslendi:

— Ben Perdeci Tavuk. Sarının etrafındaki zarları yapmak bana ait. Onlar olmadan yumurta yaşayamaz.

Bir diğeri öne çıktı, biraz tombuldu:

— Ben Tombul Tavuk! Yumurtanın beyazını ben hazırlarım. İçinde büyümesi gereken yavruyu korur, aynı zamanda proteinlerle beslerim.

Başka biri söze karıştı:

— Ben de Kaportacı Tavuk. Yumurtanın kabuğunu hazırlarım.

Sonra ince uzun bir tavuk yaklaştı:

— Ben de Boyacı Tavuk’um. Kabukları ben boyarım.

Hepsi sırayla Aylin’e bakıp selam verdi. Aylin çok şaşkındı:

— Siz… vitaminleri, proteinleri, mineralleri nasıl ayarlıyorsunuz? Bunları bilmek için büyük ilim gerekir!

Tam o anda kümeste bir masa gördü. Masada gözlüklü, yaşlıca bir tavuk oturuyordu. Önünde kalın bir kitap vardı. Mehmet dayı sessizce fısıldadı:

— İşte bu da Bilgin Tavuk.

Bilgin Tavuk başını kaldırdı, gözlüğünü düzeltti. Aylin birden irkildi. Çünkü o tavuk, dedesine çok benziyordu! Gözlerinin içine bakarak sordu:

— Şimdi söyle bakalım Aylin, kime teşekkür etmek lazım?

Aylin’in kalbi hızla çarptı. Yumurtayı yapan ne annesiydi, ne babası, ne market sahibi, ne de çiftlikteki tavuklar. Evet, hepsi bir sebepti. Bu mükemmel gıdayı var eden bütün bu ilimlere sahip olmalıydı.

Tam konuşacakken kan ter içinde uyandı Aylin. Odasında, yatağında oturuyordu. Bir rüya görmüştü! Elleriyle yüzünü sildi. Gözleri parladı, kalbi sevinçle doldu.

Kendi kendine fısıldadı:

— Evet! Artık biliyorum. Asıl teşekkür, her şeyi yaratan Allah’adır.