Rüveyda Esra Özdemir
Bir gece vaktiydi…
Geçmişin bahçelerinde hüzün susmuştu,
Güller, vedayı öğrenmişti senden.
Küskün bir rüzgâr dokunuyordu yapraklara,
Her zerrede bir dua, bir emanetti nefesinden.
Sen giderken, temsil keyfiyeti kalmıştı ardında
Bir duruş, bir söz, bir küheylan yüreğiyle…
Dertten anlayan pek azdı,
Ama sen, her dertte Hakk’ın tebessümünü buldun.
Karanlık gecelerde, bir kandil gibi durdun önümüzde.
İmanla, ilimle dolu o ışığınla,
Minberde vecdle, muhteriz gözyaşlarınla,
Kalemi susmayan mahir yazarlığınla…
Her düşüşte yeniden doğmayı öğrettin bizlere.
Ümidinle büyüdük, sabrınla yeşerdik.
Şimdi sükûtun konuşuyor,
Toprak bile hürmetle susuyor önünde.
Bir veda gibi değil bu gidiş;
Bir diriliş, bir sonsuzluk bestesi sanki.
Mü’minin sesi ötelerden yankılanıyor yine:
“Çıktık dikenli yollara, söz verdik Allah’a,
geriye dönmeyeceğiz!”
Ve biz,
Senin emanetin olan ümidi kuşanıp
Şafaklar tüllenmeden kalkıyoruz artık
Daha erken,
Daha derin,
Daha senin ufkunda bir sabaha…
