Aslı Seçkin
Her şeyin yeniden doğduğu, filizlerin toprağı yarıp gökyüzüne uzandığı mevsimdi.
Gözlerimizde umut, kalbimizde taze bir heyecan vardı. Hayat, yeşilin bin tonuna bürünmüştü.
Sen de o zamanlar bizim baharımızdın hocam; bir tohum eker gibi bilgelik ekerdin
gönüllerimize. Söylediğin her söz, toprağa düşen bir damla gibi can verirdi içimizdeki filizlere.
O günlerde bilmezdik, bu yeşeren umutların bir gün hüzne döneceğini.
Güneşin en parlak olduğu, sıcaklığın içimizi ısıttığı vakitlerdeydik. Sen, bize yol gösteren bir
deniz feneri gibiydin; karanlıkta bile yönümüzü bulmamızı sağlardın. Biz seninle öğrendik,
gerçek sevginin hizmet ve tevazu ile anlam bulacağını, seninle öğrendik gerçek aşkın kuru
bir duygudan ibaret olmadığını, seninle gördük Hakk’a kulluğun nasıl yaşanacağını. Sevdayı
öyle bir hâl ile nakşettin ki; kalplerimize nur, zihinlerimize hikmet kattın. Varlığınla mevsimler
güzelleşti, kelimelerinle gönüller dirildi.
Mevsimlerden sonbahar, vakit ayrılık vakti. İçimde geçmek bilmez bir sızı. Bir rüzgâr
esti, kuvvetli bir rüzgâr. Bir parçamız da kopup gitti bu dünyadan; sanki kuruyan
yaprakların birer birer ayrılışı gibi. Tarif edilemez bir acı sindi içimize. Canımız burkuldu
âdeta. Her şey sustu; kuşlar bile öksüz kaldı dallarda.
Bir sabah uyandık, soğuk rüzgârlar yüzümüzü yaladı. Gökyüzü griye döndü, sessizlik çöktü
etrafa. O sıcak günlerin ardından içimizi bir ürperti sardı. Biliyordum, kaçınılmaz bir haktı bu. Biliyordum, her gelenin bir gün gideceğini. Yine de yandı yüreğim. Çünkü insan, hazır olsa bile ayrılığa alışamaz. Artık sen yoksun. Yolumuzu aydınlatan bir meşale söndü. Kimi abisini, kimi babasını, kimi dostunu, öğretmenini kaybetti. Her birimiz için farklı bir anlam taşıyordun ama hepimiz için ortak bir kayıp, derin bir boşluk bıraktın ardında.
Vakit, ayrılık vaktiymiş.
Veda, ayrılırken birbirine esenlik dilemekmiş. Biz de şimdi sana esenlik diliyoruz, hocam.
Gözlerimi kapatınca sıcacık gülüşün, öğüt dolu sözlerin geliyor aklıma. Kalbimde muhafaza
ediyorum hepsini; çünkü bazı insanlar gitse de bıraktıkları iz silinmez.
Her veda, içinde bir kavuşma umudu barındırırmış.
Kavuşmak üzere hocam.
