Esma Nur Barış
Önce söz vardı, sonra insan geldi.
İnsan söz ile büyülendi.
Sonra insan Allah’ın huzurunda söz verdi.
Böylece Âdem oldu.
Ve İblis çıktı ortaya,
İnsana tuzak kurdu.
Sözünde duranlar oldu, duramayanlar oldu.
Bazı beşer İslâm oldu,
Bazısı ise Şeytana uydu.
Ve büyük imtihan başladı.
İslâm’la şereflenen insan,
Nuh oldu, İbrahim oldu,
Musa oldu, İsa oldu.
Şeytanla çukurlaşanlar ise,
Firavun oldu, Nemrut oldu.
Kimi yükseklerin en yükseğine çıktı,
Kimi aşağıların en aşağısına düştü.
Kimileri cenneti peylediler,
Kimileri cehennemi boyladılar.
Kimileri A‘lâ-yı İlliyyîn’de Muhammedî oldular,
Kimileri Ebu Cehil’le selam durdular.
Şimdi sen ey insanoğlu,
Yolların ayrımında duruyorsun.
Ya karanlığa uyup düz yolda şaşacaksın,
Ya aydınlık iklimlerde çoşacaksın.
Bir tarafta kutlu Nebî’nin ayak izleri,
Diğerinde gör pişmanlıkla dövülen dizleri.
Sana sesleniyorum Yiğidim,
Sen ki benim en büyük ümîdim.
İlim ve irfan ile beslen,
Karanlığa düşenlere seslen.
İnanıyoruz bir gün,
Yağız atlarla geleceksin.
Önünde son kılavuzdan muştular,
Ve küheylanlar coştular.
Manevî fetih yakın,
Geliyorlar akın akın.
Işıktan atlılar,
Ümide çoktan yelken açtılar.
Karanlık denizi aştılar,
Kalbin Zümrüt Tepelerine ulaştılar.
