2026 Edebiyat Nesibe Asuman Temmuz 2026

Hocamızın Ardından Nur Talebesinin Düşünceleri

Nesibe Asuman

Bu yılı bitirirken; en büyük kayıplarımızdan biri olan sevgili hocamız hakkında yazmak ve onu yâd edip biraz da olsa özlemimi gidermek istedim. Aklıma ilk gelen, hocamızın bize bıraktığı bu güzel ve hayırlı yol oldu. Ben hiçbir zaman yanlış yolda olduğumu hissetmedim. Belki bazen bu yolun yükü bana ağır geldi ama yanlış olduğunu asla düşünmedim. Zaten; insanı insan gibi yaşatmaya, insanlara yardıma, kardeşliğe, birliğe davet eden bir yol nasıl yanlış olabilirdi ki? Hocamız da bize böylesi kutlu ve güzel bir yol bıraktı.

20 Ekim sabahı onun vefatını duyduğumda çok üzülmüş, bu habere inanmak istememiştim. Asıl korkum hizmetimizin dağılmasıydı! Ama Allah’ın izniyle böyle bir şeyin olmadığını, hizmetin tek bir insana bağlı olmadığını anlamak beni mutlu etti. Sözlerim yanlış anlaşılmasın, hocamızın herkes de

olduğu gibi bende de yeri çok ayrıdır. Ona karşı nasıl başladığını bilmediğim bir sevgi vardır ta içimde. Küçüklüğümden beri Hoca Efendi’yi çok severdim, kim olduğunu bile tam olarak bilmediğim zamanlarda bile ona dua etmeyi unutmadım. Küçükken “ismimi o verdi.” diye arkadaşlarıma söylenirdim. Ben küçükken bir arkadaşım bu olaylar hakkında konuşup onu kötülemeye çalıştığında ben de ona dönüp “Hoca Efendi mi?” diye sorduğumu hatırlıyorum. O benim hayran olduğum bir insandı. Allah razı olsun, annem ve babam bana bu güzel duyguları böyle yaşatma fırsatı verdi ve sonrasında onu ve hizmeti daha iyi tanıyabildim. Bir davaya baş koymak, insanlara doğruyu anlatmak çok zor bir şeydir ve geçmişe baktığımızda böyle insanların hep zorluklarla yaşadığını da görüyoruz. O da benim için böyle bir insandı bu yüzden ona karşı bambaşka bir saygım var.

Onu dinledikçe İslam’ı, dinimizi daha iyi anlamak ve yaşamak, daha çok öğrenmek ve düşünmek; bize hizmetle kattığı îsâr ruhunu, can kardeşliğini yaşatmak için yaşama idealini tamamen benimsemek istiyordum. O, beni düşünmeye, okumaya heveslendiriyordu. Eskiden 2-3 sayfa Risale okumak bana zor gelirken, şimdi okudukça daha çok okumak istiyorum. O bana çok şey kattı.

Vefatından sonra gıyabi cenaze namazını kılarken orada can kardeşlerimizle olmak beni mutlu etti. Bazı durumlar olur ki kan bağımızdan çok can bağımız olan kardeşlerimize ihtiyaç duyarız, onları yanımızda daha çok isteriz, işte tam öylesi bir andı. Fakat bunun yanında maalesef oradaki henüz yaşları küçük olanların onu tanımadığını görmek beni gerçekten üzüldü. Bazıları onu tanısalar da neden bu kadar üzüldüğümüzü anlamadılar. Tabi ki herkes herkesi sevmek zorunda değil ama isterdim ki annesi babası hizmetten olan bu çocuklar onu keşke biraz daha tanısalar ve keşke Hocaefendinin insanlara kattığı bir hayli şeyi bilseler.

Bence biz genç Nur talebeleri olarak hem Üstad’ı hem de Hoca Efendi’yi tanımalıyız. Bu her iki kutlu zat da bizlere bir şeyler İslami ve Kurani anlamda çok şeyler katmak için bu kadar çalışmışken, biz de bu şeyleri anlamak, onları tanımak için çaba sarf etmeliyiz. Hoca Efendi ve Üstad bana sadece güzel bir yol değil, örnek alacağım arkadaşlar, abiler, ablalar, güzel bir yaşatma ideali ve daha nicesini verdi. Umarım küçüklerimiz de onlardan böyle faydalanabilir.

Hocamızın bir hayata çok zor sığacak bu dev mirasını sadece öğrenmekle yetinmemeli, hizmet yolunda ilerlerken bir ışık misali insanları, öğrendiklerimizle aydınlatmayı amaçlamalıyız. Ona olan minnettarlığımızı sadece onu ara ara hatırlayarak değil, ismini ve davasını yaşatarak göstermeyi, bir Nur talebesi olarak bu yolda ilerlemeyi Allah nasip etsin inşallah. Son olarak, hocama olan teşekkürlerimi ve minnettarlığımı sunmak istiyorum.