2025 Bilim Hikmet Arar Kasım 2025

Özel Bir Hediye

Yazar: Hikmet Arar

Aylin çok mutluydu, babası bir araba almıştı. Arabada vakit geçirmeyi, ön koltukta seyahat etmeyi çok seviyordu. Babasına teşekkür etmek istiyordu fakat nasıl yapacağına karar veremiyordu. Sonunda, arabaya kendi elleriyle bir aksesuar yapmaya karar verdi. Günlerce, sabırla uğraştı. Kendi elleriyle bir denizanası ördü ve babasına sürpriz yaptı. Babası çok mutlu oldu. Mavi ve beyaz iplerle örülmüş olan denizanası harikaydı, gerçeğine çok benziyordu. Belli ki Aylin çok uğraşmış, ilmek ilmek örmüştü.

Sonra beraber arabanın ön aynasına astılar. Babası ona çok teşekkür etti ve hayranlıkla sordu:

Kızım, bunu nasıl yaptın?

Aylin sevinçle anlattı:

İplik, tığ ve pamuk aldım. Örerek yaptım. Önce başını yaptım, sonra kollarını. Biraz sabır gerekti ama sonunda bitti.

Babası gözleri parlayarak ona sarıldı:

Aferin sana kızım. Gerçekten çok güzel olmuş!

Biraz düşündü ve sonra gülümseyerek sordu:

Peki, gerçek bir denizanası nasıl yapılıyor, biliyor musun?

Aylin şaşırdı:

Hiç düşünmedim aslında. Sen biliyor musun baba?

Babası derin bir nefes aldı:

Aslında bir yere kadar biliyorum. Bak kızım, her şey atom adı verilen parçacıklardan meydana geliyor. İnsanlar da, hayvanlar da, bitkiler de… Atomlar birleşip aminoasit adı verilen molekülleri, onlar da bir araya gelerek proteinleri oluşturuyor. Proteinler birbirine bağlanarak hücre organellerini, onlar da hücreyi meydana getiriyor. Hücreler ise bir araya gelip organları oluşturuyor. Mesela göz hücrelerinden gözümüz yaratılıyor. Organlar da canlıları oluşturuyor. İşte bilim bize buraya kadarını anlatabiliyor.

Aylin merakla dinledi:

Sonra?

Babası devam etti:

Sonrası büyük sır kızım. Çünkü cansız atomlardan nasıl canlı bir varlık meydana geliyorsa; bu geçiş, yani bir denizanasının ya da başka varlıkların nasıl canlanabildiği hâlâ açıklanamıyor. Bizler canlı varlıkları taklit ederiz; resmini, modelini yaparız. Bu bile zordur ve çok beğeniriz. Gerçek bir denizanası ise hareket ediyor, besleniyor, yavruluyor, hatta kendini koruyabiliyor. Düşünsene kızım, bu kadar kompleks bir canlıyı yapmak için onun ihtiyaçlarını bilen birisi olmalı. Nasıl hareket edeceğini, nasıl besleneceğini, nasıl korunacağını düşünmeli. Ona ağzı da, dokunaçları da, iç organları da vermeli. Ve sadece bir tane değil belki milyarlarca denizanası var. Denizanası gibi de milyonlarca canlı türü var.

Aylin başını salladı:

Demek ki, gerçek denizanasını yapan çok daha büyük bir âlim ve sanatkâr olmalı.

Evet kızım. Mesela denizanalarının yaşam döngüsü çok ilginçtir. Önce küçücük bir larva hâlinde denizin dibine tutunurlar. Çeşitli evrelerden sonra da yavrular büyüyerek o tanıdığımız şeffaf, ışıldayan canlılara dönüşür. Enteresandır, denizanalarının beyin ve kalpleri yoktur ama çok rahat hareket edebilir, yüzebilirler. Çan şeklindeki şemsiyelerini açıp kapatarak ilerlerler. Dokunaçlarındaki özel hücrelerle avlarını yakalar ve kendilerini korurlar. 

Aylin’in gözleri parladı:

Bütün bunlar, hayret verici!

Babası gülümsedi:

İşte mesele de bu. Düşünsene, senin ördüğün oyuncak bile kendi kendine oluşmadı. İplikleri, pamuğu, tığı yan yana koysaydın bu güzel denizanası modeli kendi kendine oluşur muydu? Sen günlerce emek verdin, ilmek ilmek dokudun. Gerçek bir denizanasının meydana getirmek ise nasıl bir ilim ve kudret gerektirir!

Aylin düşündü:

Demek ki canlıları yapan, onların bütün ihtiyaçlarını bilen, onlara hayat veren biri var.

Evet kızım, bunun başka mantıklı bir açıklaması yok. O, cansız atomları bir araya getiriyor, onlara şekil veriyor, ihtiyaçlarını düşünüyor, her canlıya yaşayabileceği özellikleri veriyor. Kuşlara kanat, balıklara solungaç, insanlara akıl, denizanasına dokungaç… Her şeyi tam yerinde, eksiksiz yaratıyor.

Aylin arabada asılı duran denizanasına baktı. O cansızdı, hareket etmiyordu. Sonra gözlerinin önüne gerçek denizlerde süzülen, ışık saçan, canlı denizanaları geldi.

Bir süre sessiz kaldı ve içinden gelen bir huzurla gülümsedi. O’na inandığı için mutluydu.