Yazar: Lena Eren
“Ey Sareban, Ey Karevan, Leylaye man Koja Mibari?”
Dünyaya ait güzellikleri hoşâmedilerle (1) karşılarken, göze inen perdeyle aslî mehâsinden (2) mahrum kalmak; suya yansıyan mehtabı hakikat zannetmeye benziyor. Gözünü yummakla, günü kendine gece yapan şakinin hâli akla geliyor. Işığın bağrından kopup zulmet gayyalarına (3) düşenin yürek sızısı sessiz nidalarla yankılanıyor. Belki içtenlikle ettiği tövbelerle Arş-ı Âlâ titriyor; güneşin perçeminden sızan gün ışığı, o bîçarenin gönlüne merhem misali umut çalıyor.
Hakk’a seza (4) her şükür, insanı elim bir mahpustan dahi selamete çıkaran bir vesiledir. Şükür ile açılan kapılar nihayetsiz, semaya uzanan eller rahmet yağmurlarına taliptir. Süluk-u aklînin (5) izinde ulaşılacak güzellikler, belki bir adım ileridedir. Gayretleri ve Hakk’ın takdiriyle metafizik âleme açılan gönül, kaderin takdirine ram olup seyrini aşkla sürdürür. Zira aklıyla kalbini mezceden, bu seyirde elvan-ı seb’a (6) ile buluşur. Ne hayretini gizleyebilir ne de hayranlığını zikirle süslemeden huzur bulabilir.
Mecnun’un Leyla’ya olan aşkı ve çöllerde “Leyla” derkenki iştiyakı, aşk yolunun hem pusulası hem de yol haritasıdır. Hakk’a her yönelişte, gönülden yükselen bir “Hû!” binler “Hû!”yu davet etmelidir. Leyla’sını kaybeden Mecnun gibi, çöllere düşüp tecelli peşinde belki aylarını, yıllarını belki de bir ömrünü bu uğurda feda eder. “Cenâb-ı Hakk’ı bulan neyi kaybeder? Ve O’nu kaybeden neyi kazanır?” Bu yolun meftunu elbet Leyla’sına kavuşur. Zira bu yolun Mecnun’u mecazî bir aşkın talibi değildir.
İnsan elbet karanlıklara düşer. Önünü göremediğinde, bir sapağa girip yolunu kaybettiğinde mahzun olur. Fakat o sapak da, gecenin zifiri karanlığı da belki o yolun erkânıdır. Zira Hazreti Eyyûb’un (aleyhisselâm) sabrı onun selameti olmuştur. Derde düşen de Hazreti Eyyûb gibi رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ “Bana zarar dokundu, Ey Rabbim sen en merhametli ve en şefkatlisin.” diye dua dua yalvarsa, biiznillah hem şifasını hem de yolunu bulacaktır. Yolu veren yolcunun hâlini bilmez mi?
“Ey şeb-i leylâ! Karar kararabildiğin kadar… Zira, karanlığın son noktası aydınlığın başladığı yerdir!..”
1- Karşılama, hoş geldin deme
2- Güzellikler
3- Kuyu
4- Lâyık, münasip
5- Akıl yoluyla bir yönü takip etme
6- Yedi renk
